11 Ekim 2011 Salı

21.12.2012 ve Ruhsal Kıyamet






Pek çok yazı yazıldı, eski kehanetler var, kutsal kitapların aktardığı bilgiler var, son senelerde gittikçe popülerleşen new age tarzı kanal bilgilerinin aktardığı bilgiler var.  Biliyoruz ki :

Kıyamet Senaryosu 1 – Doğal Felaket Senaryosu : Birtakım ağır doğa olaylarıyla kurulmuş olan medeniyetler ortadan kaldırılır,  bedensel anlamda ölen insanlar, kendi boyutlarına alınırlar (cennet ve cehennem boyutları)

Kıyamet Senaryosu 2 :  Kritik Kitle %35 : Yeryüzündeki insanların az yüzde otuzbeşinin 5. boyut bilincini yakalaması halinde eski enerji geçersiz kalır ve dünya ve insanlık kurtulur.

Kıyamet Senaryosu 3 : Belirli bir bilinç düzeyini yakalayamayan ve kötülüğe veya karanlığa eğilim gösteren insanlar, genlerinin tahammül edemeyeceği bir ışınıma (veya virüsler) maruz bırakılarak ortadan kaldırılılar, eski sistemlerin yerine yeni toplumsal yapılar ve yeni üst doğrular getirilir.

Kıyamet Senaryosu 4 - Yeni Dünya Düzeni :  Dünyada birtakım şartlara bağlı olarak karanlık güçlerle ortak çalışmalara giren devletler veya yerel ruhsal sistemler,  dünya nüfusunun %85’ini ortadan kaldırarak daha nitelikli ama daha itaatkar bir popülasyon yaratmayı planladılar. Anlaşmaya göre, eski sistemin önde gidenleri, korunacaklar ve her şey olup bittikten sonra da varlıklarını göstermeye devam edecekler.

Şimdi, 5. Senaryo, Ruhsal Kıyamet :  Bazı ruhsal görevliler ve Mesih bilinci taşıyan varlıklar, son dönemin en zor alanlarında bedenlendiler ve hiçbir ayrımcılık yapmadan, normal insanların inemeyeceği kadar düşük boyutları deneyimlediler.  Sonuçta, insanların hangi konularda neden hata yaptıklarını, bu hatalardan ve yanlış davranış kalıplarından nasıl kurtulunacağının bilgisini sentezlediler  (eskilerin tabiriyle peygamber şefaati denilen ruhsal aktarım amacıyla).

Kıyamet öncesi yapılan birtakım anlaşmalara göre de, bazı gruplarla anlaşmaya varıldı, bazılarıyla ise bağlar tamamen koparıldı. Anlaşmaya dahil edilen gruplardaki insanlar veya ruhsal varlıklar, “toplu Mesih enerjisi” diyebileceğimiz, her türlü bilgi ve deneyimi içeren ruhsal aktarım yoluyla, ruhlarındaki eksiklikler telafi edilecek ve bilgi, birtakım karma şartlarına bağlı tutularak aktarılacak.  Ama burada da, birtakım skalalar var, her boyutta, her türlü karanlık ve kötülük için bir tolere sınırı ayarlanıyor ve  bu sınırın dışında kalanlar, kıyamet enerjisi verildiğinde varlıklarından olabilirler.  Mesih enerjisi, yok edici etkisi ile de çalıştırılabilir, bu enerji, özellikle saldırgan, tekamülü kilitlenmiş ve gelişimin her türüne kapanmış gruplar üzerinde de uygulandığında, bazı varlıklar eriyip dağıtılabilir de... Bu gruba, yüzlerce yıl önceki doğrulara göre cennet boyutuna kadar yükselebilmiş, ancak tekamülleri kilitlenmiş ve sadece kendi gruplarının ve liderlerinin yüceltilmesi beklentisi içinde olanlar da dahil olabilir (Sekmeth Etkisi).

Ruhsal aktarım gerçekleştikten sonra form değişikliği, form kaybı vb süreçler gerçekleşebiliyor, ruhun kendi içinde taşıdığı özelliklerin dağılarak bulut gibi bir kütleye dönüştünü düşünecek olursak, sonrasında karşılaşacağı duraklar şunlar: 




Suretler 



Ruhsal özelliklerin tolerans sınırı dışında kalan enerjiler Sekmeth etkisi ile (Şiva enerjisi de denilebilir, kısaca enerjinin yıkıcı yönü) ortadan kaldırıldıktan sonra arınan, ancak güç ve hacim kaybeden ruh, bir sonraki durakla karşılaşır : Suretler.



Burada, varolan tüm canlı formları mevcuttur : Bitki dünyası, hayvan ve mineral boyutları, insan formları vb. Arınmadan sonra artık herhangi bir forma sahip olmayan ruh (daha doğrusu, görme, işitme, dokunma, düşünme ve hissetme gibi özelliklerin likit hale geçtiğini düşünerek formsuz diyebileceğimiz ruh)  taşıdığı özelliklerin kendisine uyan  herhangi bir forma yönelmesi ile, o varlığın bir sonraki hayatında alacağı yaşam şekli biçimlenir.


Budist inanışına göre, önceden insan olan, ama yaşadığı şeyler nispetinde hayvan özellikleri taşıyan bir ruh, deneyimlemek istediği şeylerin kendisini çekmesi sonucunda, herhangi bir hayvan formunda yeniden bedenlenebilir, onlara göre bu, her ölüm sonrası gerçekleşen bir prosestir. Tek Tanrılı dinlerde veya diğer boyutlarda da, kıyamet sürecinden sonra yaşanacağı söyleniyor. Ancak tabii ki, kesin olarak yazılmış veya söylenmiş bir kaynak henüz yok.


Bildiğim kadarıyla, her türlü grupla, (ki ana olarak din boyutu, uzaylı gruplar ve karanlık güçler olarak üçe ayırabiliriz), ayrıca toprak, su ve ateş elementlerinin  Lordlarıyla da bu bilgiler paylaşıldı. Sonucu göreceğiz.


21.12.1012 ‘de olacak olan çakışma 3.26 derece . 10 derece . 1000  = 3600 ışık yılına ulaştığında, galaksinin merkezi, güneşin merkezi ile çakışıyor.

Gezegenler sıralandığında  yine, tüm bu gezegenlerin ruhsal özelliklerini ve 12 gezegenin temsil ettiği 12 boyutu ve dolayısıyla,  temsil ettikleri doğruları da (astrolojik özellikler, hem negatif, hem pozitif anlamlarıyla)  hesaplamalıyız. Bu seferki döngüde, 12 boyut içinde yer alan bedenli ve bedensiz tüm varlıkların 12’lik skalada yer alamadıkları takdirde yok olmaları kaçınılmaz olacaktır. Çünkü, ilk önce ruh ölür, ruhsal enerjiden mahrum kalan beden zaten var olamaz. Ama kastettiğim falanca boyutun bilincine ulaşamamış olan varlıkların yok olacağı değil, enerjisini kirletenlerin oyun dışı kalacakları.

Bu arada, 2005 sonrasında yükselen Mesih grupları, 12 boyut üzerine ulaşmışlardı. Aslında bu da pek şaşırtıcı değil, çünkü 5. boyuttan sonrası gayet kolay ve eğlenceli. Buradaki asıl zorluk, benliklerinin muhafaza edilmesi idi, ki, 5. boyuttan sonraki “ben” bilincinde bireye her türlü müdahaleden kaçınılıyor (mesela hiç yapmadığı kötülüklerin gölgelerini içinizde taşımıyorsunuz). Ayrıca, hiçbir ruhsal eğitime tabi tutulmamış, yine de dürüst ve düzgün kalmak için mücadele eden pek çok insanın da, sadece enerji çalışmaları ve biraz da bilgi takviyesiyle kolaylıkla 12. boyuta geçiş yapabilecekleri  gözlemlendi. Ben bu yüzden % 35’lik kritik kitle konusuna inanmıyorum, tabi, başka sebepler de var.

Dileğim, ruhunu saf ve güçlü tutmaya çalışan veya masum insanların bu süreci olabildiğince kolay atlatabilmeleri. Zaten, bu dönemin bilincinde insanları herhangi bir Tanrısal boyuta ulaştırmaktan ziyade, kendi haklarına kavuşmalarını sağlamak var.

Tiamat şarkılarında “escape us as we close the gate” diyor, ki  bu da işin başka bir yönü. Ruhlarında karanlık ve kötücül eylemlerin izlerini taşıyan varlıklar için geçerli bu. Veya dünyaya ve insanlara bakış açısı bizimkinden farklı olanların. Tiamat’ı araştırın, bizim gezegenimizde bu dönemde olmasa bile eski dönemlerde varolmuş, Karanlık Kraliçesi gibi bir şey (Lady Nuit). Marduk da bu yüzden burada, aslında ruhsal anlamda, çoktan gelmişlerdi. Müzik gruplarını araştırın, bu konunun en güzel yansımasını onların şarkılarında buldum. Marduk,  Tiamat, Rammstein ve diğer tüm o doom metal grupları, kendi hikayelerini gayet güzel anlatıyorlar. Lütfen internetinizi açın ve CD Cover’larına bir bakın.  Şarkıları dinleyebilirsiniz, anlamak için, ama görüntüler,  sonrasında kapalı kalsın. Bazı resimler, normal bir insanın kaldırabileceği türden şeyler değiller çünkü )

- Sonuçta, her insan kendi grubunu takip edeceğinden, karanlık tarafa gidenlerin (kim oldukları ise gerçekten bilinemez) Marduk Amca tarafından toplanacağını söylemek istiyorum-

Yine de kesin bir şey söylemekten kaçınmak lazım. Her grubun üzerinde, bir üst sistem daha var ve aslında alt gruptakiler de dahil olmak üzere, hepsi kendi boyutunda yetkili. Hepsi de, kendi dönem sonu senaryolarını hazırlamış, aksi olmadığı takdirde, bunların hepsi de uygulanabilir. İlave etmek istediğim tek kesin şey, biz insanların kıyametlerini hazırlayan bazı ruhsal varlıkların da kıyametlerinin yapılacağı. 

Tanrı hepimizin yanında olsun.



NOT: 2016 yılının son bilgisi ve aradan geçen zaman deneyimleriyle, bu seferki kıyamet senaryosuna foton kuşağının önemini eklemek gerekiyor. Bu sefer 5. boyut altında canlı formu kalmayacak, deniyor, 26.000 yıllık siklus içinde gelişimini layıkıyla tamamlamayanlar için bir şans daha olmayabilirmiş.
Ve hem ruhsal aktarım, hem yok edici enerji, 21.12.2012 döneminden itibaren aslında verilmeye başlanmış, ve bunlar, "son dem"ler.... Fırtınadan sonra işitilen kuş sesleri daha güzel ve yağmur sonrası toprağın kokusu daha yoğun olur, yansımaları  şimdiden alabilenlere ne mutlu.... 

Hiç yorum yok: