27 Ocak 2012 Cuma

Anunnakilerin Aradığı Altınlar




Gizli bilgiler, özellikle de ruhsal veya kutsal bilgiler, semboller kullanılarak anlatılır. "Avam" olarak görülen normal insanlar anlamasınlar diye. Eski hocalarımdan biri, çok eski dönemlerde dünya gezegeninde Tanrılık yapan eski yarı Tanrıların (bedenli) yanlarında çalıştırdıkları insanların kulağına eritilmiş kurşun döktüklerini söylemişti, onların bilgilerini duyamasınlar diye (şeytan kulağına kurşun da, herhalde bilgiyi kullanamayacak ya da kötüye kullanacaklar duymasın anlamında kullanılıyor bu yüzden). İnsanları pek fazla sevmiyordu galiba onlar.
    
Ancak, Anunnakiler insanları başka bir anlamda seviyordu sanırım. Laboratuar ortamlarında yarattıkları ilk köle ırkın Lulu'lar, (yani Enki tarafından yaratılan zenci ırk) madenlerde çalıştırılarak Basra körfezinden altın çıkartıldığı, bu altınların da uzay gemileriyle kendi planetlerine gönderdikleri biliniyor. Ama altın, aynı zamanda, ruhsal sembolik dilinde bilinci yükselmiş, Tanrı sevgisi üretebilen insan anlamında da kullanılır. Gümüş, ruhsal melekeleri kuvvetli, ancak yüksek düşünce ve duygular, veya tanrı sevgisi üretemeyen insanlar için ve bakır, sadece vasati, gündelik insanlar için ve demir de tabii, değersiz, cahil ve kalp ve akıl melekeleri gelişmemiş olanlar için.



Anunnakilerin kısırlaşmış ve tekamülleri bir şekilde kilitlenmiş varlıklar olduklarını biliyoruz, ILAT.LITUM tabletlerinde de yazıyor bu. Yani, kozmik enerjiyle beslenemiyorlar. Ben, beslenebilmek için insanları aracı olarak kullandıklarını düşünüyorum. Zaten uyguladıkları teknik kendilerini Tanrı konumuna yükseltirken, insan ırkını da köleleştirmiştir.

Mu'nun batışından sonra gelişimine devam eden Atlantis'in (ve eski Mu'nun) bazı  şehir kralları, sonradan eski Yunan, Roma, Mısır vb., ve hatta Sümer uygarlıklarında da Tanrı olarak ortaya çıkarlar. Onlar, kendi ruhsal enerjilerini  bir uzuvmuş gibi kullanarak, kendilerinden daha zayıf olan insanların ruhlarına (aura ve auranın içindeki can beden)  sızabildiler ve böylece hem insanların bilinçlerini manipule ettiler ve hem de onların enerjilerinden beslenebildiler (özellikle saf ve temiz olanların). Böylece, maddeyi  (yiyecekler ve su) işlenmiş ruhsal enerjiye çevirebilen (güzel duygu ve düşünceler, zeka vs)  insan ırkının köleleşmesi başlarken, kendileri ölümsüzleştiler. Altının bir anlamı da budur.


(Tabi bu, benim yorumum. Bunları bilmekte fayda var, ama siz yine de pek inanmayın ... )









5 yorum:

ilahi tatlar dedi ki...

bana faydası oluyor yazılarının:)

melek sevil dedi ki...

Teşekkür ederim, daha ilginç konularımız da olacak (ve daha neşeli !!!)

lordofsunshine dedi ki...

Bu konuyla ilgili olarak aşağıdaki adreste muhteşem bir bilgi var... Yukarıda bahsedilen ve kölelerin çıkardığı altının gerçekten de bildiğimiz maden anlamındaki altın olduğunu ve neden kendi gezegenlerine götürdüklerini açıkladığı gibi inanılmaz derecede önemli başka bilgiler de veriyor...Hakikaten çok detaylı ve açıklayıcı, inanılmaz zenginlikte bilgiler... Şaşırtıcı,hatta tokat etkisi yapan bir bilgi... Okumanızı hararetle tavsiye ederim...
http://bluepoint.gen.tr/anu.html

melek sevil dedi ki...

Burada tekrar yazmak gerekecek sanırım.. Yukardaki kaynak da pek çoğu gibi temiz kaleme alınmış ama gerçekler olduğu gibi değil, olması istendiği gibi anlatılıyor.
1. Anunnakiler, özellikle lider Anu, kendi artık "antik" savaşına değinmemiş. Önceden hangi gezegenden ve neden kaçtığını anlatmamış.
2. Kendi ölümlerinden, ancak ve ancak zamanda geriye dönerek ve bizim gezegenimiz gibi temiz ama ilkel ancak yine de Tanrısal olan bir yeri neden bu berbat ve sanal hale getirdiğini hiç anlatmamış.
3. Kendi yaşamlarının sonlanması gereken noktada, şu anda düşman bellediğimiz (ki öyleler de) zavallı reptilleri de dejenere edip, onların da, insanların da enerjilerinden beslenerek var olabildiklerinden ise hiç bahsetmemiş.

Bu yalancı ve çarpık amcayı ve ırkını sevmiyorum kusura bakma. Evine gitsin artık, ya da kendi ölümüne...

Bilgin için teşekkür ediyorum sana, yardımcı olmak istediğin için de. Ama benim açımdan durum bu...

lordofsunshine dedi ki...

Vallahi ben de sevmiyorum, özellikle de torunu mu oğlu mu nedir o Marduk'u... Bunların yüzünden dünyamız cehenneme ve yaşamak bir karabasana döndü... Benim linki verme sebebim, içinde bulunduğumuz bu kara cehennemin sebeplerine ve kökenine ışık tutmak arzumdan başka birşey değildir... Yoksa bunların sevilecek bir yanları mı var...