29 Ocak 2012 Pazar

Yıldız Çocuklar (Star People)

"Yıldız çocuklar" (starborn) tanımı, ruhsal insanların yuvalarının yıldızlar olduğuna inanan Kızılderililer tarafından kullanılırmış. Şimdilerde, 5 ve üzeri boyutlardan gelen insanlar için kullanıyoruz. Yakın zamana kadar insan enerji bedeninde sadece 7 çakra var iken, yeni gelenlerde (5 ve ara dereceler) 9 çakra, son kuşakta ise 12 çakra bulunuyor.  Kızılderili şamanlarıyla birlikte çalışan Rosalyn Bruyere, kızılderililerin eski resimlerinde yalnızca 5 çakraya sahip insan figürlerinin fotoğraflarını aktarmıştı kitaplarında. Demek ki, enerji bedenlerimiz için de bir evrimleşme sözkonusu.




5. boyut ve üzeri  Yıldız Çocukların bazıları, geldikleri yerleri çok net hatırlayıp anlatabilirler. Çoğu da, bu dünyaya insanlık bilincini yükseltmek için geldiklerini söylerler, zaten İndigo'lardan sonra gelen Kristaller ve özellikle şimdiki bebek- küçük çocuk yaştakilerin 12 çakraları var, muazzam bir bilinç yüksekliği ve ruhsal kapasitedir bu.

Bu konuyu en  iyi araştırıp inceleyenlerden  Brad Steiger, aşağıdaki listeyi, yıldız çocukların özelliklerini genel bir şekilde anlatabilmek için hazırlamış :

1. Gözleriyle çok yoğun bir iletişim kurabilirler,
2. Çekicidirler ve karizmaları vardır,
3. Elektromanyetik alanlara karşı duyarlıdırlar,
4. Kulakları keskindir,
5. Vücut ısıları normalden daha düşüktür,
6. Büyük çoğunluğunda fazladan bir omur bulunur, veya omurları normalden daha uzundur,
7. Çoğu küçük yaşta mistik şeyler deneyimlerler,
8. %65 'i kadın, %35 'i erkektir,
9. % 90'ı evrenle bir olmayı deneyimlemiştir.




Steiger, araştırma yaptığı Starborn çocuklarda istatistik bilgiler de topluyor :

* Kronik sinüzit - % 83 - % 94
* Omurgada fazladan bir omur  - % 32 - % 34
* Değişik kan grubunda olanlar - % 28
* Normalden düşük vücut ısısı  - % 88 - % 92
* Düşük tansiyon - % 70
* Işığa, sese veya kokulara karşı aşırı hassasiyet - % 97
* Şişen veya ağrı veren eklemler - % 85
* Sırt veya ensede ağrılar % 73 - % 93
* Yüksek nemden aşırı etkilenme - % 70 - % 84
* Duyguları ifade etmede zorlanma - % 75
* Misyonlarını uygulama konusunda aşırı şiddetli güdülenme - % 92
* % 74 vücut dışı deneyimler (astral seyahat gibi)
* % 57 aura görebilme yeteneği
* % 38 kanal olarak yazı yazabilme
* % 60 ruhsal varlıkları görebilme
* % 55 medyumluk yeteneği
* % 57 rüya veya başka kehanet yöntemleriyle geleceği görebilme
* % 50 ruhsal bir koruyucu veya koruyucu meleğin olduğuna inanma
* % 14 perileri görebilme ve onlarla konuşabilme
* % 90 Ruhsal bir varlıkla iletişim kurma
* % 42 vefat eden bir varlığı görme
* % 67 reenkarnasyonu bir gerçek olarak kabul edip, önceki yaşamları hatırlama
* % 37 hayati ciddiyeti olan bir hastalığı atlatma
* % 46 başka gezegenlerde hayat olduğuna inanma
* % 95 sonsuz bir ruha veya Tanrıya inanma

27 Ocak 2012 Cuma

Anunnakilerin Aradığı Altınlar




Gizli bilgiler, özellikle de ruhsal veya kutsal bilgiler, semboller kullanılarak anlatılır. "Avam" olarak görülen normal insanlar anlamasınlar diye. Eski hocalarımdan biri, çok eski dönemlerde dünya gezegeninde Tanrılık yapan eski yarı Tanrıların (bedenli) yanlarında çalıştırdıkları insanların kulağına eritilmiş kurşun döktüklerini söylemişti, onların bilgilerini duyamasınlar diye (şeytan kulağına kurşun da, herhalde bilgiyi kullanamayacak ya da kötüye kullanacaklar duymasın anlamında kullanılıyor bu yüzden). İnsanları pek fazla sevmiyordu galiba onlar.
    
Ancak, Anunnakiler insanları başka bir anlamda seviyordu sanırım. Laboratuar ortamlarında yarattıkları ilk köle ırkın Lulu'lar, (yani Enki tarafından yaratılan zenci ırk) madenlerde çalıştırılarak Basra körfezinden altın çıkartıldığı, bu altınların da uzay gemileriyle kendi planetlerine gönderdikleri biliniyor. Ama altın, aynı zamanda, ruhsal sembolik dilinde bilinci yükselmiş, Tanrı sevgisi üretebilen insan anlamında da kullanılır. Gümüş, ruhsal melekeleri kuvvetli, ancak yüksek düşünce ve duygular, veya tanrı sevgisi üretemeyen insanlar için ve bakır, sadece vasati, gündelik insanlar için ve demir de tabii, değersiz, cahil ve kalp ve akıl melekeleri gelişmemiş olanlar için.



Anunnakilerin kısırlaşmış ve tekamülleri bir şekilde kilitlenmiş varlıklar olduklarını biliyoruz, ILAT.LITUM tabletlerinde de yazıyor bu. Yani, kozmik enerjiyle beslenemiyorlar. Ben, beslenebilmek için insanları aracı olarak kullandıklarını düşünüyorum. Zaten uyguladıkları teknik kendilerini Tanrı konumuna yükseltirken, insan ırkını da köleleştirmiştir.

Mu'nun batışından sonra gelişimine devam eden Atlantis'in (ve eski Mu'nun) bazı  şehir kralları, sonradan eski Yunan, Roma, Mısır vb., ve hatta Sümer uygarlıklarında da Tanrı olarak ortaya çıkarlar. Onlar, kendi ruhsal enerjilerini  bir uzuvmuş gibi kullanarak, kendilerinden daha zayıf olan insanların ruhlarına (aura ve auranın içindeki can beden)  sızabildiler ve böylece hem insanların bilinçlerini manipule ettiler ve hem de onların enerjilerinden beslenebildiler (özellikle saf ve temiz olanların). Böylece, maddeyi  (yiyecekler ve su) işlenmiş ruhsal enerjiye çevirebilen (güzel duygu ve düşünceler, zeka vs)  insan ırkının köleleşmesi başlarken, kendileri ölümsüzleştiler. Altının bir anlamı da budur.


(Tabi bu, benim yorumum. Bunları bilmekte fayda var, ama siz yine de pek inanmayın ... )