29 Mayıs 2012 Salı

Dünya Tekamülünü Bitirmeden Önce Bunları Mutlaka Tamamlayın







((( Kıyamet gününde kendilerine katılmayan insanların "kurtuluşa" ulaşamayacağını iddia eden tüm gruplar için hazırlanan  "TEK DOĞRU YOL"   tabelası. )))


Daha önceki yazılarda çeşitli kıyamet senaryoları (olumlu ve olumsuz olanlar) yazmıştım, zaten hemen hemen herkes bu konuyla ilgili bir şeyler biliyor. Her ne olursa olsun, gezegenimizin kutuplarının değişeceği bilimsel olarak hesaplanmış durumda,  yani dünyanın galaksi içindeki konumu ve diğer galaksilerden aldığı enerjileri belirleyen açılar değişecek. Bunun fiziksel birtakım sonuçları olması kaçınılmaz, Nuh tufanı olmasa da, ufak veya iri çaplı depremler, sel baskınları vs. olacaktır. Kesin olan diğer bir konu da, geçerli ruhsal veya fiziksel yapıların yenilenmesi;  gelecek, hızla yaklaşıyor ve bugünün doğruları artık yarınlar için bile yeterli gelmiyor. Şartlarımız günden güne ağırlaştı, gerçekten zor artık saf ve hafif, güzel sevgiler yakalamak. Mutsuzluk karanlıkla birlikte çoğaldı ve artık sebebini bile bilemiyoruz.

Bu, yeni bir sisteme geçişin zorunluluğu demek. Hesaplar kapatılır ve yeni yollar açılır önümüze. Kapatılmayan hesaplar, ilişkiler ve artık gerekli olmayan beklentiler ise, yük niteliğindeler, ruhumuzu eski ve ağır enerjilerin içinde kaybetmeyelim.

1. Hiç kimseye borçlu kalmayın, özellikle maddi anlamda. Şayet bunu karşılayacak gücünüz yoksa, karşılayabildiğiniz miktarı kapatın, kalanı için ruhsal akit yapın (herhangi bir zaman diliminde, o kişiye ve/veya onun enerjisini taşıyan herhangi bir başka varlığa, ondan almış olduğunuz şeyi elde ettiğiniz zaman vermek konusunda bir sözleşme yapabilirsiniz.

2. Sizin hakkınızı yemiş veya kırmış olan insanlarla vedalaşın. Onlara karşı kınama veya suçlama benzeri duyguları bırakarak, yapabiliyorsanız affedin, sizden alınmış olan şeylerin enerjisi ruhunuzda kayıtlıdır, geri gelecektir. Şayet affedemiyor veya affetmek istemiyorsanız, kısa bir meditasyonla, o kişinin yaptığı hatayı belirterek, ruhsal bir makama hitapla,  ruhunun eğitilmesini ve hakkınızın telafi edilmesini isteyin. Ve onları bırakın.

3. Kendi eksiklerinizi gözden geçirin. Geçmiş zamanlarda hakkını yediğiniz, incittiğiniz kimseler var ise, onlardan özür dileyin. Eğer yapabiliyorsanız fiziksel olarak, bu artık mümkün değilse, içinizden.

4. Hayatınızda sizin için önemli olan, değer verdiğiniz, sevdiğiniz insanlara, bu hislerinizi ifade edin ve  gelecekte ne tür insanlarla birlikte olmayı istediğinizi düşünün. Siz, insanlara ne aktarabilirsiniz, siz neler verebilirsiniz, bunları gözden geçirin.

5. Size bugüne kadar emeği geçen insanlara, ailenize, öğretmenlere ve ruhsal rehberlere, Tanrı'ya ve hatta bizleri besledikleri için Dünya, bitki ve hayvanlara mutlaka teşekkürlerinizi ifade edin. Bu teşekkürler, onlara ulaşacak ve onların mutlu olmalarının yanı sıra, ruhlarının güzelleşmesine de katkıda bulunacaklar.

6. Dünya / toplumsal sistemler / insan bedeni konularında "ne daha iyi ve nasıl daha iyi olurdu" konularında fikirlerinizi netleştirin. Bu görüşleriniz, bundan sonraki sistemler kurulurken büyük olasılıkla yer bulmalılar. Evet, aslında eleştiriler de çok olmalı. 

7. Bazı görüşlere göre şehir hayatı zorlaşacak, gerçekten de bir köye yerleşme fikri değerlendirilebilir çünkü frekansı insan boyutunu yakalayamamış olanlar virüslerle, kemikleşmiş kurumsal yapıların bulunduğu yerler depremlerle ortadan kaldırılacak, deniyor. Dilerim haksız çıkarlar ve insanlık, bu bedelleri ödemeden, gerçekte hak ettiği varlık haklarına kavuşur ve başka varlıkların günahlarının taşıyıcısı olmaktan çıkarak kendi gerçek Tanrısal  yapısını elde eder.

Benim şahsi ricam : İnsanları suçlamayın. Binyıllardır laboratuar kobayı olarak kullanıldık,  uzaylısı-uzaysızı  enerjimizden beslendi, birtakım astral varlıkların yarattıkları düşünce formlarının aynası olarak, kendimize ait olmayan rüyaları veya kabusları gerçekleştirdik. Genlerimiz kapasitesinin sadece %3 kadarını aktif olarak kullanabiliyor ve tüm bunlardan sorumlu olan sadece insanlık vücudu değildir.

Ama, bir şeyler kalkıyorsa, yeni ve daha güzel olan şeylere yer açmak içindir, Gerçek Tanrı, yarattığı herşeyi sever, dileyelim bizler için de  en iyisini hazırlamış olsun.

27 Mayıs 2012 Pazar

Yıldız Çocukların Dikkat Etmeleri Gereken Şeyler







                                                       Origami Starflowers in white


Starborn tabiri genel olarak beşinci boyut ve üzerindeki boyutları kapsadığı için, bu kategoriye giren insanlar normalden daha zeki, daha hassas ve geniş bir algı gücüne sahipler. Doğal olarak, dünya gerçeğine fazlasıyla yakalanan insanları anlayamıyor, gereksiz otorite ve güç kullanımı karşısında isyankar olabiliyorlar. Ancak sistem, yavaş yavaş değişiyor, hiç değilse kendilerinden önce gelen (1980'ler, hatta 70'lerden beri) akrabalarından daha şanslılar. Bu arada, ruhsal sistem tarafından robotik olarak hazırlanan birtakım varlıklar var ki (içlerinde tam anlamıyla gerçek bir insan ruhu barındırmadıkları için)  o andaki şartlar neyi doğru ve gerçek olarak gösteriyorsa o tarafa yöneliyorlar. Tabii ki bunların çok daha kolay hırs, tutku vb tuzaklara kapıldıklarını veya farklı gerçeklikler altında yalan gibi de algılanabilecek tavırlar sergileyebildiklerini söylemeye gerek yok. Ama kimin kim olduğunu anlayabilmek çok zor, her ne olursa olsun bir insan bedenindeler ve "gerçek" duygu ve "doğru" düşüncelerle karşılaştıklarında, onların da güdülenmeleri kesinlikle en doğru yöne doğru oluyor.

Ancak, dünyaya, yardıma ihtiyaç duyulduğu için, bir misyoner ruhu tavrıyla gelen ruhların işi daha zor. İnançlarını yitirebiliyorlar -ki yardımcı olma ve toplumlardaki hastalıklı yapıları düzeltme güdüsü neredeyse onların var olma amacı olduğundan, bu inanç yitimi karşısında mutsuzluk onlar için kaçınılmaz oluyor. Boşvermişlik, zaman öldürme, bilgisayar oyunlarına kaçış, ve hatta uyuşturucu kullanma eğilimleri ortaya çıkabiliyor. Dünyanın manyetik ağı, gereğinden fazla sert, kavgacı, saldırgan veya en hafifinden fazla karışık enerjiler barındırdığından, bu alanlarda huzurlu olmaları kolay da değil. Şu anda otist olan pek çok çocuk veya gencin hastalanmalarının asıl sebebi, ruhlarını, daha rahat ettikleri astral boyutlara çekmeleri; böylece daha rahat ve huzurlu olabiliyorlar. Ama bu çok sık ve uzun süreli yapıldığında, fiziksel bedendeki enerji merkezleri kapanıyor ve bu sefer de, isteseler bile geri dönemiyor ve ruhsal enerjilerini bedene yükleyemiyorlar. Ann Brennan, küçük bebek ve çocuklarda otizm ile ilgili bir teknik anlatır kitaplarında : Telepatik iletişim kurularak, bebeğin aurası, taç çakrasından içeri geri yerleştirilir ve taç çakrası kapatılır. Gerek duyulursa, bu tekniği daha detaylı tarif edebilirim. Ama yaş ilerlemişse düzelme şansı olmadığını da söylemem gerek.

Tavsiyeler :

1. Zorlayıcı olmayan hafif meditasyon ve enerji çalışmaları, kendi merkezlerine odaklanmaları ve kendi boyut enerjilerini çekebilmeleri açısından çok yararlı olur.

2. Ruhsal ve fiziksel bedenlerindeki genetik yapı hassas ve allerjik olduğu için, olabildiğince organik beslenmeli, kristal ile dinlendirilmiş su kullanmalılar (Temiz bir kuvars kristali, sürahide bekletilerek bu su içilir).

3. Din boyutunun ağır ve bizlere tuhaf gelebilen kurallarının özellikle bebek ruhlar için olduğu bilgisi, onların
sisteme veya Tanrıya olan inançlarını yitirmelerine engel olacaktır. Bilmeliler ki, her boyutun tarif ettiği Tanrı ayrıdır, bilinç yükseldikçe Tanrı'yı algılayış şekli de yüceleşir.

4. Doğa = Topraklar, bitkiler ve ağaçlarla haşır neşir olmak yıldız çocukların enerjilerini dengeler, onları mutlu eder.

Yıldız çocukların sayısı gittikçe artıyor. Sahip oldukları zeka, yaratıcılık ve kendi boyutlarının doğruları (kutuplu evrende olduğumuz için, aynı zamanda kendi boyutlarının yanlışları) gezegende ağırlık kazanıyor. Misyoner olarak gelenler de bilmeliler ki, kendilerinden önce gelenler pek çok konuda zor ve ağır mücadelelerle güzel yollar açtılar,  yılmayıp kuvvetli olmaya devam etmeliler. Zaten onların enerjileri, kendi edinmeleri gereken fikirler, savaşmaları gereken kötülükler vs. basın-yayın yoluyla neredeyse bebekliklerinden itibaren çizgi film, animeler, kitaplar gibi yollarla onlara aktarılıyor, artık yalnız değiller.