13 Haziran 2012 Çarşamba

Shapeshifter'lar, yani Dönüşenler





                  Reptilian Shapeshifter'lar Üzerine











 


Bazılarımız biliyor, çoğumuz bilmiyor. Ama artık herkes biliyor ki yediğimiz içtiğimiz herşey bir şekilde zehirleniyor, suyumuz hastalık taşıyor ve insanlık olarak, fiziksel anlamda ya da ruhsal olarak, pek de iyiye gitmiyoruz. Peki, bundan kim sorumlu? Sadece kar amacı güden şirketler mi bunlar? Bugünkü konu, sadece ne yapıldığı ile değil, neyin ve neden yapıldığı ile, dolayısıyla da aramızda yaşayan reptiller ile bağlantılı.

Reptillerin Yaratılışı başlıklı yazıda reptillerin nasıl yaratıldıkları orjinal kaynaktan çevrilerek yazıldı. Bir konu daha var ki, Sümer tarihinin temel bilgilerinden, Afrika'da altın çıkartılması için İgigi'lerden (Gözcüler) gelen talepler üzerine bir köle ırkın yaratılması üzerine. Antropolojik bilgiler de bunları doğrular. Hatta, bazı teorilere göre, ilk köle ırk "zenci" olarak yaratılmış, sonradan, genleri Anunnakiler tarafından düzenlenerek yaratılan beyaz insanın kollektif bilinçaltında onlara köle muamelesi yapmaya yönelik programlar olmasını da buna bağlayanlar var.

Evet, Anunnakiler tarafından, önce reptiller yaratıldı (reptiller bunu savunurlar, yani dünya onlara göre, aslında onlarındır) sonra da insanoğlu. Anunnaki konusu da insanı "köle ırk" olarak değerlendirmeye yöneltebilir ama olayın bir evveli de var tabii. Dünya yaratılırken -ki önce astral düzeyde, yani ruhsal bazda oluşmaya başlamıştır-  insanlık vücudunu oluşturacak ruhlar da gelmeye başlamışlardı. Sonra onlar bedenlenip kendilerine kültürler kurmaya başlar iken, gerçek Tanrısal yaratılımdan artık uzaklaşmış, yok olmaktan kaçarken Dünya gezegenini keşfeden Anunnakiler geldiler. Her nedense  bu bilgi unutuluyor. Yani, bu gezegende herşeyden önce canlı ve enerjik, temiz bir insan ırkı vardı. Anunnakilerin gezegenleri ise yaşanır olmaktan çıkmıştı, soyları tükeniyordu ve artık üreyemiyorlardı. Dolayısıyla, kendilerine birtakım "simbiot" tarzda (birlikte-yaşam)  hayat imkanı sağlayan reptiller yarattılar,  onları da Dünya gezegenine yerleştirdiler. Afrika'da ortaya çıkan köle ırkın yaratılışı ise, daha sonradır.

İnsanlık gelişir, medeniyetler kurarken, "reptil" etkisini gözardı etmek neredeyse imkansız. Söylenenlere göre, bizden çok daha zeki ve kuvvetliler. Ciddi derecede telepatik yetenekleri var, inanılmaz çeşitlilikte ve güçte bilinç kontrolü teknikleri geliştirmişler ve kendi istekleri onlar için en önemli şey. Dolayısıyla, yüzyıllardır reptoidler tarafından yönetilmiş oluyoruz, her ne kadar kabul etmesi zor dahi olsa. Bu ırkın temel özellikleri ise:

1. Hırslı ve güç odaklılar, güç  (para, erk) sahibi  olmak ve kontrol etmek onlar için çok önemli
2. Hümanist ve ahlaklı görünmeyi çok seviyorlar ama perde arkası öyle değil
3. Cinsellik onlar için vazgeçilmesi imkansız birşey
4. Entrika konusunda uzmanlar
5. Uzun veya çok uzun vadeli planlar yapıyorlar
6. İnsanları, sadece işlerine yaradıkları müddetçe seviyor veya koruyorlar
7. Kendilerinin diğer insanlardan daha üstün, daha ahlaklı, daha "elit" olduğu imajını yaratıyorlar
8. Din, politika, askeri alanlar  benzeri güç ve nüfuz imkanı sağlayan yerlere yerleşiyorlar
9. "Yasa"  "kanun"   "hak"  vb kavramları aşırı yoğun ve kendi çıkarlarına uydurarak kullanıyorlar
10. Yaşama ve yaşayan şeylere saygıları yok
11. Özgür irade konusunda tanıdıkları hiçbir yasa yok, bir engelle karşılaşmadıkları sürece tamamen kendi        istekleri doğrultusunda manipule edebiliyorlar
12. Kendilerine aşırı sadık olunması onlar için çok önemli, her ne olursa olsun, mutlaka onların emirleri ve asla "sorgulanmadan" yerine getirilmeli. Ama yine de, şartlar değiştiğinde en yakın ve sağlam adamlarını harcayabiliyorlar
13. Teknoloji ve tıp bilgileri çok ileri düzeyde.
14. Hiyerarşi onlar için aşırı önemli, ama hiyerarşik düzende yukarıda olmak için her türlü entrika da kabul edilebilir birşey
15. Genellikle çok uzun ömürlüler, 85 yaş ve üzeri yaşayabiliyorlar
16. Gözbebekleri bir tuhaf
17. Irk olarak bakıldığında ve aramızdakileri hariç tutarsak, yeraltında yaşıyorlar. Reptillerin yeraltında inanılmaz büyüklükte ve herşeyi olan süper modern şehirler kurdukları söyleniyor, özellikle Amerikalı arkadaşlar çok kızgın, bu şehirler onlardan toplanan vergilerle kurulduğu için.
(Anahtar kelimeler : Underground cities / reptilian underground cities)
18. Genetik ve klonlama konularında çok ileriler.

Genel olarak böyleler. Kendi aralarındaki fiziksel hiyerarşik düzene göre de:

1. Draco'lar
2. Reptiller
3. Griler

diye sıralanıyorlar. Yani onların işçi sınıfı, griler. Draco'lar ise en güçlüleri, liderleri,  kanatları var ve reptillerden daha güçlü ve zekiler.

Shapeshifter'lara gelince :  Reptiller aramızda yaşarken, kendilerini gizlemek zorundalar. Dolayısıyla, "shapeshifting" yani bir tür dönüşüm tekniği ile bizler gibi görünebiliyorlar ama bu da belli bir süre kullanılabiliyormuş. Bir müddet sonra kendi asıl yapılarına dönüşmeleri gerekliymiş.  Astral görevli bir arkadaş, gözlerimizin perdeli olmasından şikayet ettiğim için bana hep bunu hatırlatırdı, ürkütücü gelebilirmiş. İnsanların içinde neler olduğunu bilemezsiniz derler, sanırım doğru. Ama listeyi dikkatli okursanız, aynı özelliklerin artık pek çok insanda da olduğunu görebilirsiniz. Genetik kodlama bu, kendi düzenlerini kurma amacıyla,  kendi ırklarının genetik dizilimlerini insanlara çeşitli tekniklerle aktarma.  Bilmiyorum ne kadar başarıya ulaşırlar.

Yabancı ülkelerde bu konular detaylı bir şekilde işleniyor, yazılanlara göre, "elit sınıf" yani lordlar, prensler, prensesler vs. (eski ve yeni yönetici sınıf) tamamen reptiller. Özellikle Ana Kraliçe (El-Lizard-Birth = Elizabeth)  ve Mr. Bush  ile ilgili pek çok söylenti var,  aşağıdaki resimleri o yüzden koydum.







Gene de kimin kim olduğunu anlamak imkansız. Konuyu iyi bilen bir başka arkadaşımız da, insanlar gibi, onların da iyi veya kötü olanları olduğunu söylüyor, tabii bilemiyorum. Sanırım, gözlerimizin herşeyi görmemesi hem bir lütuf, hem de bir lanet.

Bu arada, biz insan ırkına zarar veren şeylerin çoğunun onlara zararlı gelmediğini de söylemek gerek, mesela fluorid. Diş macunlarına, diş çürüklerini engellemesi için karıştırılırmış ama zeka geriliği, kemik ve eklem zayıflığı, otizm, DNA'da hasar, östrojen ve testosteron gibi üreme hormonlarının azalması, iradesizlik veya aşırı itaatkarlık  vb pek çok fiziksel ve mental hastalığı ortaya çıkaran bir tür zehir. Diş çürüklerini azaltmadığı gibi, tam tersine artırıyor üstelik. Diş macunlarına ilk defa fluorid karıştırılacağı zaman karşı çıkanlar, tabii, tahmin edersiniz, ya öldürülmüş ya görevlerinden alınmışlar. Günümüzde ise, içme suyumuzda bile bol bol var.
Ve : Fluorid, grilere de, reptillere de çok iyi geliyor, onları kuvvetlendiriyor, yeraltında yaşadıkları için mineral eksikliği oluyormuş onlarda.
Ayrıca, "insan" nüfusunun azalmasını ve hatta yok olmasını istedikleri söyleniyor. Bizim şeklen insan olarak gördüğümüz şey, belki yine bir shapeshifter'dır, ya da reptil genleri taşıyan bir insan, sanırım konuya böyle bakmak gerek.

((Florid Hitler tarafından da biliniyormuş, toplama kamplarındaki yahudilere bol bol verilirmiş, suya karıştırılıp. Sonuçta, nerdeyse hiç tepkisiz, canlı cenaze benzeri insanlara dönüşmüşler Hitler'in tutsakları, ve bu, sadece bir örnek.))

Ne diyelim, hepimizin hakkında hayırlısı olsun, insanların gerçek yaratıcısı, kendi çocuklarını koruyacaktır mutlaka.........

1 Haziran 2012 Cuma

Karma Oluşturmanın Beş Şartı


                                                          (Budist Kalachakra Mandalası)



Karma oluşturulması birtakım yasalara tabiidir, insan ruhu eylemlerde bulunurken, bu yasaları takip eder. Ruh ve ruh ile ilgili konular geniş bir "an" yani bütün zamanları barındıran bir şimdiki zaman boyutunda gerçekleştiği için, bu yasalar da zamana bağlı, ancak tüm zamanların bir kesitte buluştuğu bir "an" da  olayları ortaya çıkarırlar. Yani, çocukluğumuzda söyleyip de unuttuğumuz bir şey, ilerki senelerde ve hatta sonraki varoluş düzlemlerinde bile gerçekleşebilir, çünkü o istek oluşmuştur ve sadece maddesel anlamda gerçekleşmeyi bekler.

Olumlu veya olumsuz, karma yasalarının gerçekleşmesi şu şartlara tabidir :

1. Herhangi bir olayın olabilirliğini düşünmek
2. O olayın gerçekleşmesini istemek
3. O olayın gerçekleşmesi için yollar oluşturacak düşünceler üretmek
4. Olayı gerçekleştirmek
5. Olayı gerçekleştirdikten sonra bundan memnuniyet duymak, mutlu olmak


Özellikle 5. maddeden sonra, karma döngüsü tamamlanmış oluyor; olumlu ya da olumsuz, sonuçlarıyla mutlaka karşılaşılacaktır.

Budistler, ruh içinde enerji olarak oluşmuş, ancak eyleme geçmek için hazır bekleyen bu karma tohumlarından arınmak için "mandala" çalışması yaparlar. Herhangi bir zemin üzerine (resim de olabilir) elde edilmek istenen şeyler, birtakım sembollerle çizilir, konulur, yani ifade edilir, sonrasında mandala bütünüyle Buddha'ya hediye edilir ve bozulur. Diğer bir mandala çalışması mantığında da, "sonuçlar oluşmuş gibi" bir tarz ile, o mandala  evrene teslim edilir ve konu ile ilgili enerjiler terk edilir.





                   (Üstteki resim : Basit sembollerle kendi kendimize hazırlayabileceğimiz basit bir mandala)