6 Mart 2013 Çarşamba

Matrix mi, Hologram Makinası mı

Uzun zaman Anunnaki ve Anunnaki kalıntılarıyla ilgilendik, öyle ya da böyle, bu gezegende birtakım işleri oldu ve onlardan arta kalanlar da muhtemelen zaman içinde kalkacak. Onlar gelmeden önceki gerçek halimize dönebilir miyiz bilmiyorum. Genlerimiz hayvan seviyesinden bile aşağıya düşürüldü (zeka anlamında) insan ırkını ve bu gezegene ait sömürülmesi mümkün olan herşeyi sömürüldü, tükenme, yok olma derecesine geldik. Bundan sonra ne olur, nereye geçilir bilinmiyor. Yeni Çağ, Altın Çağ, pek çok şey vaad ediyor dileyelim öyle ve hatta fazlası olsun....

Konuyu bilip de ümitsizliğe kapılmamak mümkün değil. Matrix yenilendi, analog iken önce dijital, sonra sibernetik hale getirildi. Yani bizleri dünyaya hapseden sistemin duvarları daha güzel, ama daha sıkı tuğlalarla örülüyor bugünlerde. Ama yine de...

Amerikalı bir dost şunları söyledi: "Bizler birbirimizle harmanlanarak gelişiyor isek ve aslında tüm bu olayların olmasına göz yuman Tanrı, insanlık ırkı için gelişimin bu şekilde hızlandırılmasını talep etmiş ise, bu kaçınılmaz, ve, er ya da geç  herkes kendi şahsi hedefine ulaşacaktır."   Çabuk olmasını dileyebiliyorum sadece..

                             
                                         (Everything that has a beginning has an end)
                                         (Başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır)



Matrix bir eşitleme. Ortada sıfır noktası olan bir çizelge formatı. Yatayda elde edilen her bir pozitif değer, otomatik olarak yan tarafta, aşağıdan yukarıya doğru eksi değerleri oluşturuyor. Bir iyiliğe karşı bir kötülük. (ama doğrular tekamül ettirilerek değil, iyilik derinleştikçe, kötülük de otomatik olarak derinleşmek zorunda yani). Hepsi bu kadar basit onlar için. Matrix filmindeki mimar gibi, sadece rakamlarla ilgileniliyor. İnsani his ve düşünceler, birer formülden ibaret ve tabii, tamamen sanal.

Matriks bize hangi durumda ne hissedeceğimizi, ne yapacağımızı söylüyor, görevi bu. Gördüğümüz nesnelerin rengi, yiyecek ve içeceklerin tadı, kokusu, kısaca beş duyu organı üzerinden algılanan herşey, bir sinyalizasyon tekniği ile yükleniyor bedenlere... Ve matrix, bir hologram makinası. Ona can katanlar ise, yine bizleriz, biz insanlar. Çünkü hem matriksin insanlardan bağımsız, kendine has bir enerji kaynağı yok, hem de onun içinde çalışanlar "can" sız.

(Pek de kolay değil bu meselenin anlaşılması, bize, kendi dışımızda tuhaf, uçuk kaçık bir şeyin varlığını çağrıştırabilir. Ama matrix bir sistem olarak hem içimizde, hem dışımızdadır ve gayet nesnel bir şekilde, sinyaller aracılığı ile, "teknomaji" yazısında açıklanan  NSA ve DIGINT sistemlerine benzer elektronik sinyaller toplayarak ve göndererek  çalışır. Neyi nasıl göreceğimizi, rengini, biçimini, neyin tadının nasıl olduğunu vs vs  inanılmaz geniş kapasiteli ve çok çeşitli, hatta sonsuz seçenekler içinde belirler ve HİÇBİRİMİZ ondan bağımsız değiliz. İlgilenenler için söylüyorum, youtube ve internetteki bazı düzgün siteler, teknik açıklamaları ile birlikte gayet detaylı bilgiler sunuyor)

Evet, matrix makinası da Anunnakiler ve galaksimizden sorumlu üst düzey varlıklar tarafından kurduruldu. Gurur duyuyorlar yaptıkları işlerle, onlara göre makina, mucizevi bir eser. Geçiş döneminde olduğumuzdan, her türlü temsilci şu anda dünyayla bağlantılı, bedenlenenler de çok elbette.  Kim kimi bulur bilinmez, kısa süreli bir ahbaplığım oldu projeyi yapanlarla (evet, dünyada, ve evet, bedenli bir bey). "Mümkün olan her türlü kişilik analizini yapabiliyor artık" diyor ve yeni sibernetik parçaları ile "gerçek Tanrı"dan ayırt etmek mümkün değilmiş. Benim sorum, tabii, neden insanların çoğunu, tekamüllerini çoktan tamamladıkları halde kendi boyutlarına göndermek istemedikleri. Bana, "her bilgisayar kendisini tasarlayanın kişilik özelliklerini taşır" dedi. Haklı....  Ama 2001 Uzay Yolu - şifreleri takip edenler için kaçırılmayacak denli kuvvetli mesajlar veren bir film, izlemenizi tavsiye ederim.

Her üç dinin ve budizmin anlatmaya çalıştığı "yalan dünya" ve "kahpe felek" kavramlarının ardındaki gerçek, bugünkü teknoloji ve bilgiyle çok daha rahat anlaşılabiliyor, hologram kavramı kullanıldığında. Üç boyutlu (aslında bu teknikle sonsuz boyutlar yaratılabilir) resimde olduğu gibi : aynı yerin üç farklı açıdan çekilmiş resmi üstüste eklendiğinde derinliği olan bir 3. boyut çıkıyor, bir daha eklenince 4 vs....

Budist hocalardan Kalu Rinpoche de, bunu şöyle bir örnekle anlatır: "Düşünün ki rüyanızda size bir kaplan saldırır, sizi parçalar ve yer. Korkar ve dehşete kapılırsınız ama sabah uyandığınızda ortada ne parçalanmış bir beden kalır, ne de kaplan, hayat aynı böyledir".  Hep üzerinde düşündüğüm bir konu olmuştur bu..

Makina dünyada, bilemediğimiz güçler tarafından devlet sırrı gibi saklanan gizli-kapaklı yerlerde. Ayrıca, uzayda, kendi galaksimizle bağlantılı planetlerde yansıtıcı ve manyetik alanlar yaratıcı bölümleri de var. Googlesky'da ilginç kareler yakalamak mümkün, eğer görmek isterseniz, özellikle infrared versiyonunda.

Eğitim amacıyla ve varlıklara iyi-kötü çizelgesindeki her türlü kavramı bizzat deneyimleterek öğretmek amacıyla kurulmuş aslında. Simülasyon eğitimi yani, bir tür. Ve herşeyde olduğu gibi, hem iyi, hem de kötü yanları var. Counterattack olarak karşılaştığım soru, o  bey tarafından,  şu oldu : "Gerçekleşmesi mümkün olabilecek her türlü şeyi yaşayabilecekleri başka bir ortamı nasıl hazırlayabilirsin, sen bir öneri getirebiliyor musun?" Bilmiyorum. Dilerim o haklı olsun. Beni rahatsız eden, insan ruhları üzerinde deneyim kazanmak isteyenlerin bu denli çoğalması, dolayısıyla dünyadaki adaletin  zayıflaması. Yaşamak keyif vermiyor artık, çok fazla köleleştik sanki. Gen manipulasyonları sonunda, zaten hormonlu domateslere döndük, içimizde insan geni namına birşey kalmadı. Ve tabii, insanların bırakılmaması. Özellikle ruhsal gelişimlerini tamamlamış ve üst boyut derslerine, deneyimlerine ihtiyaç duyan insanlar için burası çok sıkıcı olmaya başladı. Bitmeyen zorluklarla karşılaşıyorlar, enerji yükseklikleri oranında ve bunun değişmesi gerekiyor. Yoksa, elbette haddim değil, ağır yargılarda bulunmak.

Bundan sonraki yazılarda diğer uzay komşularımızı yazmak istiyorum. Anunnakiler haricinde pek çok komşumuz var oysa ki, güzelim Pleiades'liler,  çalışkan, temiz, güzel ahlaklı Lyra'lılar ve bilge Andromeda'lılar da... Veya yamyam Archon'lar..  Dünya gibiymiş uzay da, her türlüsü varmış bu uzaylı tayfasının da... Kendileriyle ilgili konuları, kurdukları dernekler aracılığıyla ya da kendi kanalları vasıtasıyla aktardıklarından,  ve okuduğum bazı kitaplardan edindiğim bilgilerden bir uzaylı serisi hazırlamak istiyorum bundan sonra, dilerim faydası olur insanlara...

 

5 yorum:

Alpercan dedi ki...

david ickle'ın okuduğum birçok yazısında dünya insanın uzun zamandır reptil ırk tarafından her türlü kontrol altında olduğunu ve insan toplumu üzerinde yarattığı korku endişe ve bunun gibi düşük enerjilerle beslendiklerini söylüyor. bende bu tarz yazıları okuya okuya etrafıma tuhaf gözle bakmaya başaldım artık , dur bakalım daha neleri görücem daha...
bu arada blogundaki yazılarını ilgile takip ediyorum.

melek sevil dedi ki...

Teşekkür ederim, bilgi ilaçsa, güçlenmemiz lazım, yok güçse, yine öğrenmeye devam..

melek sevil dedi ki...

2014 senesi şubat ayında kaybettik bu arkadaşı. Ölümünün sonrasında öğrendim ne denli zor ve yalnız kalmaya mahkum edilmiş bir hayat sürdüğünü.
Aşamayacağım bir üzüntüm daha var artık.

Adsız dedi ki...

selam
adım Serdar
şu uyanma olarak tanımlanan şeye reiki 1 uyumlaması sonrası girdim diye düşünüyorum.

özellikle pleiades ve kanallık öyküleri fazlasıyla ilgimi çekti
ancak bu siteyi bulana dek içimde hep bir tereddüt vardı.
neden niçin hep bir köşede durdu
burda okuyunca bende uyanma başladı.
sanırım bir şekilde etrafımızdaki tuğlalar daha parlak daha güzel tuğlalarla yer değiştiriyor diye düşünmeye başladım.
koşulsuz sevgiyi,moralevi, galaktik federasyonu takip etmeye devam edeceğim ama artık daha yüksek bilinçle ve daha yoğun filtrelerle.
insanlığın ortak bilince ulaşması bu bilinçle dünyayı değiştirmesini yaşım itibarıyla mümkün görmüyorum.

Adsız dedi ki...

yalnız çok çok ilginç gelen bir rüya gördüm.yazayım belki bir anlamı vardır.
bu konulara çok fazla yoğunlaştığım meditasyon yapmaya başladığım bir gece pırıl pırıl sarı ve siyah renkte halka desenleri olan dev bir yılan bir anda karşıma çıktı sadece kafası ve gövdesinin çok az bir kısmını görebildim.bana baktı ve başımın sağ tarafından geçip kayboldu.bazı anlamlar veriyorum gibi okuduklarım nedeniyle ama çok net değil