30 Mart 2013 Cumartesi

Ashtar Hükümranlığı


                                 (Commander Ashtar, from the Federation of Light)



En ilginç gruplardan biri olan Ashtar Command, hem liderlerinin galaksideki önderliği dolayısıyla, hem de ileri düzey bilgi ve fizik yapıları ile sözü fazlasıyla geçen ve aldıkları kararları uygulatan bir ırk. Fiziksel beden kullanmıyorlar, bedenleri eterik, ama gerekli olduğu takdirde madde beden hazırlayabiliyorlar kendilerine. Gemileri de öyle. İnsan gözüyle bakıldığında, onları kendi insanlarımızdan ayırt etmek mümkün değilmiş, ve aslında aramızda yaşayan hayli fazla Ashtar'lı olduğu da söyleniyor. Ayrıca yukarda bir yerlerdeki şehir büyüklüğündeki ana gemileriyle, ve ana gemi ve planetler arasında mekik dokuyan uzay mekikleriyle, her yerle irtibattalar.


Söylenenlere ve izlediğim videolara göre, grilerin veya reptillerin yaptığı çoğu sistemi ve hatta kötü laboratuar ve kötülük üssü olan küp sistemini sabote etmeleriyle biliniyorlar. Askeri (teknolojik) güçleri çok fazla ve eğer isteselerdi, tüm sistemleri temizleyerek yeniden kurdurtabilirlerdi. Ama onlar da, diğer Aydınlık Güç taraftarları gibi, özgür irade yasalarını çiğnemek istemiyor ve kah gözlemleyerek, kah bilemediğimiz şekillerde müdahale ederek evrensel dengeyi sağlamaya çalışıyorlar.

İnternet araştırması için de, http://www.ashtarcommand.org/  gibi, kendilerine ve kendi çalışanlarına ait birkaç tane siteleri var, kanal bilgileri değil, doğrudan kendi ifadelerini koymuşlar.

24 Mart 2013 Pazar

Lyra



Lyra veya Layra insanları, dünya gezegenine inişleri ile birlikte, oldukça önemli ölçüde toplumsal kuralları ve idealleri de beraberlerinde getirmişler. Aslında özgürlüklerine fazlasıyla düşkün olan bu ırk, daha önce yeryüzünde çeşitli kültürler kurmuş, geliştirmiş, ama sonunda hep farklı boyutlara veya planetlere dönmüşler. Bazı ezoterik kaynaklar, onların Kafkas halklarının kökenini oluşturduklarını söylüyor. Bu teze göre onlar, Lyra'dan gelmişler ve  ilginçtir ki, Sümer Tanrılarının isimleri bugün bile, Çerkez telaffuzuyla söylendiğinde, yine Çerkezler tarafından anlaşılabilen kavramlar çıkıyor, "Büyük ve Yüce Tanrı", "en yüce, aslan gücünde Tanrı" vb. (Şamaş, Teşub şu anda ilk aklıma gelenler).

(Yıldız Çocuklar ile ilgili bilgilerde kısaca açıklamıştım, ruh göçü, başka bir gezegenden bireysel, ruh olarak buraya gelenler ile olduğu gibi, bedenleri ile, toplu halde göç edenler de olabiliyor uzay gemisi ya da Yıldız Geçidi kullanılarak)

J. David Stone'un tanımlarına göre Layra'lılar, aydınlık, ışığı bol varlıklar, başlarından da çok fazla ışık yayıyorlar (yani çok zekiler)  ama kalp çakralarını, dünyadaki şartlardan dolayı tam olarak kullanamıyorlarmış. Özellikle ifade ve davranış kısıtlamasına gelemiyorlar ve evrendeki en özgür ruhlu insanlar olarak biliniyorlar. Altın Çağ'a geçişle birlikte, Layralılarla ve onların enerjileriyle daha sık karşılaşılaşılacak diye düşünenler çok, üst boyutların frekanslarına yaklaşılacağı için.

(The Prism of Lyra / Lysaa Royal  - Lyra medeniyeti ile daha fazla bilgi edinmek isteyenler için tavsiye edilebilecek bir kitap.)

8 Mart 2013 Cuma

Pleiades veya Pleyades



 
Pleyades, Taurus takım adasında yer alan bir yıldız kümesi ve dünyaya uzaklığı beşyüz ışık yılı kadar. Bu yıldız kümesinde 250 - 500 arası yıldız olmasına rağmen, dünyadaki insanlar tarafından bunların sadece dokuzunun isimleri biliniyor, Pleyades, burada genellikle "Yedi Kızkardeş" olarak adlandırılmış.

Pleyades ile ilgili ilk bilgiler, İsviçreli Billy Meier'in, Semjase adlı bir Pleyadesli ile olan konuşmalarından, ama onlarla ilgili başka pek çok kaynak, bilgi, site, grup, dernek vs de var.

Semjase, insan görünümünde, yani aslında humanoid ama güzel ve sağlıklı, kendi planetinde iletişim uzmanı diyebileceğimiz bir iş yapıyor. Genel olarak verdiği bilgiler ise şunlar:

Pleyades'liler sadece, eğer bir medeniyetin insanları düşünme anlamında gelişmiş, mantıklı varlıklar ise onlarla görüşüyorlar ve :
1. Dünyadaki insanlara evrende yalnız olmadıkları bilgisini aktarmak,
2. Dünyadaki insanlara dini konularda ve ruhsal baskıların düzelmesi konularında destek olmak,
3. İnsanlara, dünyayı ele geçirmek isteyen bazı kötü niyetli uzaylıların da olduğu bilgisini vermek,
4. İnsanlara hem spiritüel hem teknolojik bilgiler vererek insan ırkının gelişmesini sağlamak
istiyorlar.


(Üstteki resim : Billy Meier'in ifadesine göre çizilen Semjase resmi. Uzaylı literatüründe, Pleyades için format görüntüdür)

Pleyadesliler, çok gelişmiş uzay araçlarına sahip, dünya ile kendi gezegenleri arasındaki mesafeyi sadece 7 saat içinde  (hiper uzayda yolculuk yapabildikleri için)  katedebiliyorlarmış. Ömürleri de çok daha uzun, dünya zamanına göre bin sene üzerinde bir hayatları olurmuş.

Pleyades'te hayat çok daha rahata benziyor, günlük çalışma süreleri ortalama 2  saat (o da, otomatik çalışan sistemleri ve robotları kontrol etmek ve bakımlarını yapmak için). Kalan süreyi, kendi bahçelerinde ve çiçek veya kendi yiyeceklerini yetiştirmek için kullanıyorlar, bu onlar için bir tür ibadet gibi, Yaratıcı'nın sevgisini ve emeğini anlamak için güzel bir yol. Ayrıca okul, eğitim gibi diğer işlerle de yoğun ilgileniyorlar. Yaklaşık 70 yaşına kadar okula gidiyorlar ve her Pleyadesli 20-25 arası meslek ediniyor. Ortalama evlilik yaşı ise 100 - 110 arası, kimse evlenmeleri için baskı kurmuyor ve çoğu da zaten evlenmiyor, diyor Semjase...

Pleyadesliler mavi renk frekansında rahatlar ve özellikle adalet ve gerçek konularında çok yüksek ideallere sahip bir ırk. Gerçekten henüz insan olma aşamasına gelmemiş olanlara yaklaşmamaları şaşırtıcı değil.

Ben şahsen, tüm internet siteleri içinde http://www.bibliotecapleyades.net/ kadar sık ziyaret ettiğim bir site daha bilmiyorum. Akla gelebilecek her konuda ve "temiz" yorumlarla, kimseyi karalamadan ama olayların içyüzünü ortaya koyan bir site, ama sadece İspanyolca ve İngilizce. Tavsiye ederim.

6 Mart 2013 Çarşamba

Matrix mi, Hologram Makinası mı

Uzun zaman Anunnaki ve Anunnaki kalıntılarıyla ilgilendik, öyle ya da böyle, bu gezegende birtakım işleri oldu ve onlardan arta kalanlar da muhtemelen zaman içinde kalkacak. Onlar gelmeden önceki gerçek halimize dönebilir miyiz bilmiyorum. Genlerimiz hayvan seviyesinden bile aşağıya düşürüldü (zeka anlamında) insan ırkını ve bu gezegene ait sömürülmesi mümkün olan herşeyi sömürüldü, tükenme, yok olma derecesine geldik. Bundan sonra ne olur, nereye geçilir bilinmiyor. Yeni Çağ, Altın Çağ, pek çok şey vaad ediyor dileyelim öyle ve hatta fazlası olsun....

Konuyu bilip de ümitsizliğe kapılmamak mümkün değil. Matrix yenilendi, analog iken önce dijital, sonra sibernetik hale getirildi. Yani bizleri dünyaya hapseden sistemin duvarları daha güzel, ama daha sıkı tuğlalarla örülüyor bugünlerde. Ama yine de...

Amerikalı bir dost şunları söyledi: "Bizler birbirimizle harmanlanarak gelişiyor isek ve aslında tüm bu olayların olmasına göz yuman Tanrı, insanlık ırkı için gelişimin bu şekilde hızlandırılmasını talep etmiş ise, bu kaçınılmaz, ve, er ya da geç  herkes kendi şahsi hedefine ulaşacaktır."   Çabuk olmasını dileyebiliyorum sadece..

                             
                                         (Everything that has a beginning has an end)
                                         (Başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır)



Matrix bir eşitleme. Ortada sıfır noktası olan bir çizelge formatı. Yatayda elde edilen her bir pozitif değer, otomatik olarak yan tarafta, aşağıdan yukarıya doğru eksi değerleri oluşturuyor. Bir iyiliğe karşı bir kötülük. (ama doğrular tekamül ettirilerek değil, iyilik derinleştikçe, kötülük de otomatik olarak derinleşmek zorunda yani). Hepsi bu kadar basit onlar için. Matrix filmindeki mimar gibi, sadece rakamlarla ilgileniliyor. İnsani his ve düşünceler, birer formülden ibaret ve tabii, tamamen sanal.

Matriks bize hangi durumda ne hissedeceğimizi, ne yapacağımızı söylüyor, görevi bu. Gördüğümüz nesnelerin rengi, yiyecek ve içeceklerin tadı, kokusu, kısaca beş duyu organı üzerinden algılanan herşey, bir sinyalizasyon tekniği ile yükleniyor bedenlere... Ve matrix, bir hologram makinası. Ona can katanlar ise, yine bizleriz, biz insanlar. Çünkü hem matriksin insanlardan bağımsız, kendine has bir enerji kaynağı yok, hem de onun içinde çalışanlar "can" sız.

(Pek de kolay değil bu meselenin anlaşılması, bize, kendi dışımızda tuhaf, uçuk kaçık bir şeyin varlığını çağrıştırabilir. Ama matrix bir sistem olarak hem içimizde, hem dışımızdadır ve gayet nesnel bir şekilde, sinyaller aracılığı ile, "teknomaji" yazısında açıklanan  NSA ve DIGINT sistemlerine benzer elektronik sinyaller toplayarak ve göndererek  çalışır. Neyi nasıl göreceğimizi, rengini, biçimini, neyin tadının nasıl olduğunu vs vs  inanılmaz geniş kapasiteli ve çok çeşitli, hatta sonsuz seçenekler içinde belirler ve HİÇBİRİMİZ ondan bağımsız değiliz. İlgilenenler için söylüyorum, youtube ve internetteki bazı düzgün siteler, teknik açıklamaları ile birlikte gayet detaylı bilgiler sunuyor)

Evet, matrix makinası da Anunnakiler ve galaksimizden sorumlu üst düzey varlıklar tarafından kurduruldu. Gurur duyuyorlar yaptıkları işlerle, onlara göre makina, mucizevi bir eser. Geçiş döneminde olduğumuzdan, her türlü temsilci şu anda dünyayla bağlantılı, bedenlenenler de çok elbette.  Kim kimi bulur bilinmez, kısa süreli bir ahbaplığım oldu projeyi yapanlarla (evet, dünyada, ve evet, bedenli bir bey). "Mümkün olan her türlü kişilik analizini yapabiliyor artık" diyor ve yeni sibernetik parçaları ile "gerçek Tanrı"dan ayırt etmek mümkün değilmiş. Benim sorum, tabii, neden insanların çoğunu, tekamüllerini çoktan tamamladıkları halde kendi boyutlarına göndermek istemedikleri. Bana, "her bilgisayar kendisini tasarlayanın kişilik özelliklerini taşır" dedi. Haklı....  Ama 2001 Uzay Yolu - şifreleri takip edenler için kaçırılmayacak denli kuvvetli mesajlar veren bir film, izlemenizi tavsiye ederim.

Her üç dinin ve budizmin anlatmaya çalıştığı "yalan dünya" ve "kahpe felek" kavramlarının ardındaki gerçek, bugünkü teknoloji ve bilgiyle çok daha rahat anlaşılabiliyor, hologram kavramı kullanıldığında. Üç boyutlu (aslında bu teknikle sonsuz boyutlar yaratılabilir) resimde olduğu gibi : aynı yerin üç farklı açıdan çekilmiş resmi üstüste eklendiğinde derinliği olan bir 3. boyut çıkıyor, bir daha eklenince 4 vs....

Budist hocalardan Kalu Rinpoche de, bunu şöyle bir örnekle anlatır: "Düşünün ki rüyanızda size bir kaplan saldırır, sizi parçalar ve yer. Korkar ve dehşete kapılırsınız ama sabah uyandığınızda ortada ne parçalanmış bir beden kalır, ne de kaplan, hayat aynı böyledir".  Hep üzerinde düşündüğüm bir konu olmuştur bu..

Makina dünyada, bilemediğimiz güçler tarafından devlet sırrı gibi saklanan gizli-kapaklı yerlerde. Ayrıca, uzayda, kendi galaksimizle bağlantılı planetlerde yansıtıcı ve manyetik alanlar yaratıcı bölümleri de var. Googlesky'da ilginç kareler yakalamak mümkün, eğer görmek isterseniz, özellikle infrared versiyonunda.

Eğitim amacıyla ve varlıklara iyi-kötü çizelgesindeki her türlü kavramı bizzat deneyimleterek öğretmek amacıyla kurulmuş aslında. Simülasyon eğitimi yani, bir tür. Ve herşeyde olduğu gibi, hem iyi, hem de kötü yanları var. Counterattack olarak karşılaştığım soru, o  bey tarafından,  şu oldu : "Gerçekleşmesi mümkün olabilecek her türlü şeyi yaşayabilecekleri başka bir ortamı nasıl hazırlayabilirsin, sen bir öneri getirebiliyor musun?" Bilmiyorum. Dilerim o haklı olsun. Beni rahatsız eden, insan ruhları üzerinde deneyim kazanmak isteyenlerin bu denli çoğalması, dolayısıyla dünyadaki adaletin  zayıflaması. Yaşamak keyif vermiyor artık, çok fazla köleleştik sanki. Gen manipulasyonları sonunda, zaten hormonlu domateslere döndük, içimizde insan geni namına birşey kalmadı. Ve tabii, insanların bırakılmaması. Özellikle ruhsal gelişimlerini tamamlamış ve üst boyut derslerine, deneyimlerine ihtiyaç duyan insanlar için burası çok sıkıcı olmaya başladı. Bitmeyen zorluklarla karşılaşıyorlar, enerji yükseklikleri oranında ve bunun değişmesi gerekiyor. Yoksa, elbette haddim değil, ağır yargılarda bulunmak.

Bundan sonraki yazılarda diğer uzay komşularımızı yazmak istiyorum. Anunnakiler haricinde pek çok komşumuz var oysa ki, güzelim Pleiades'liler,  çalışkan, temiz, güzel ahlaklı Lyra'lılar ve bilge Andromeda'lılar da... Veya yamyam Archon'lar..  Dünya gibiymiş uzay da, her türlüsü varmış bu uzaylı tayfasının da... Kendileriyle ilgili konuları, kurdukları dernekler aracılığıyla ya da kendi kanalları vasıtasıyla aktardıklarından,  ve okuduğum bazı kitaplardan edindiğim bilgilerden bir uzaylı serisi hazırlamak istiyorum bundan sonra, dilerim faydası olur insanlara...

 

3 Mart 2013 Pazar

Tersten Konuşma


(David John Oates)

Tersten konuşma teorisinin İngilizce karşılığı Reverse Speech, ya da Backwards Speaking. Son zamanlarda araştırmacılar, aslında insan gözünün ve kulağının kolay kolay aldanmadığını, teknolojik cihazlarla ortaya koyan buluşlar yapıyorlar. Ama sistemi çok basit ve kolay.

Burada, herhangi bir konuşmanın yapıldığı sırada ve gerçekte konuşulan konunun, kullanılan kelimelerin ötesinde,  kişinin o anda hissettikleri ve düşündüklerinin, ses dalgaları ile taşınarak belirli kavramları oluşturduğu tezi var. Konuşma sırasında  kaydedilen ifadeler, tersten ve çok yavaşlatılmış bir şekilde dinlendiğinde çok ilginç sonuçlar çıkıyor. Bunların, doğrudan bilinçaltından gelen ifadeler olduğu söyleniyor ve kişinin gerçeğine çok yakın, hatta doğrudan gerçeği diyebileceğimiz cümleler saptanıyor.

Yani diğer bir deyişle süperegonun sesini dinlediğimiz halde, id'den gelen mesajları da net olarak algılıyoruz.
Araştırıldığı ve eldeki kayıtlar üzerinde çalışıldığı zaman, çok ciddi açılımlar yaratabilecek bir bilgi gibi görünüyor.

Bu çalışmalarda ünlenmiş isimler ise Wayne Nicholson, David John Oates ve hem bu konu üzerine yazdığı kitabıyla, ve hem de almanca olarak yaptığı kayıtlarında büyük bir açıklıkla bilinçaltının dürüstlüğünü ortaya koyan Karina Kaiser. Kaiser buna, bilinçaltının sesi, diyor ve insanların aslında her zaman ve büyük bir açıklıkla bilinçaltındaki gerçeği ortaya koyduklarını söylüyor.

Dinlediğim kayıtlardaki ortak noktalar genel olarak şunlardı:

1. Konuşma ne kadar uzun olursa olsun, kayıttaki ifade az ve öz.
2. Şarkıcı, politikacı ve ünlü tayfasından  genel olarak "geçirdik (!)" ya da "iyi para getirdi" gibi ifadeler çıkıyor
3. Konuşulan kelimeler ile kayıttakiler birbirinden farklı
4. Çıkan şeyler güzel sevgi ifadeleri de olabiliyor (Nicholson'un kayıtlarında 3.5 yaşındaki kızı, sorulan soruya cevap veriyor, ama sonradan dinlenilen kayıtta babasına "seni seviyorum" diyordu)
5. Üzücü bir diyalogdu, ama Kaiser, Michael Jackson'un bütün röportajlarını izlemiş ve bu tekniği uygulamış. Babası ile ilgili kayıtlarda inanılmaz acı bir sesle, nerdeyse sızlanma, inleme tonunda  "beni hep dövüyordu" "annem, anneciğimin ruhu"  gibi iç sızlatan ifadeler var.
6. Yine Karina Kaiser'in bilgilerinde, aya iniş konusu var. Kaiser, bu konuyla ilgili "bütün" röportajlara bu tekniği uyguladığını söylüyor. Ama hiçbirisinde gerçekten aya inildiğine dair ifadelere rastlamamış. Benim dinlediğim videodaki astronot, aydaki toprağın un gibi, pudramsı olduğunu anlatıyordu. Ama tersten yavaşlatılmış kayıt "güzel film çevirdik doğrusu" diyor...

Belki de biz insanların ancak son zamanlarda fark edebildiğimiz bu konuyu, reklamcılar çok uzun zamandır biliyor ve uyguluyorlarmış gibi görünüyor. Bir de politikacılar.  Zaten ben, çok uzun zamandır söylediklerinin tam tersini yaptıklarını düşünüyorum. Film tekniklerinde uygulanan 25. kare gibi (artık herkes biliyor ama bilmeyenler için kısa bir açıklama: İnsan gözü dakikada 24 resim algılayabiliyormuş, gözün görmeden algılayabildiği 25. karenin taşıdığı anlam ya da görüntü direkt bilinçaltına giderek insanları etkiliyormuş)

İlluminati çalışmalarında da kullanılan bir teknikmiş bu, özellikle şarkılarda. Aylar önce, bir arkadaş Orhan Gencebay ve İlluminati videosunu izletmişti. Şarkının arkasında, işitme sinirleri ile değil de, ses dalgaları ile doğrudan beyne gönderilerek insanları etkilemeye yönelik korkutucu şeyler vardı. Ayrıca Mick Jagger, Black Sabbath vs de uygulamışlar bunu.

Gene söylemeden edemeyeceğim, benzer bir teknik görüntülü videolarda da uygulanıyor ve özellikle Mr. Bush, Mr. Obama ve Kraliçe Elizabeth'in birkaç videosu birden var, shapeshifting yaparlarken. Yani, kendi gerçek reptil görüntülerine dönüşürlerken. Ama bunlar, sadece aşırı derecede yavaşlatılmış, kare kare gösterilen resimlerden oluşmuş videolardı.

Bir de, acaba bizler de yapabilir miyiz, bu tekniği kendimize de uygulayabilir miyiz diye düşünmeden edemiyorum, kendi bilinçaltı mesajlarım üzerine merakım artarken...