26 Temmuz 2014 Cumartesi

Peki, bu manipulasyonlara maruz kalanlar ne yapmalı....

Öncelikle korkmayın. Yüce tanrı hepimizi her türlü şarta dayanabilecek gibi yaratmış, sadece alışmak gerekiyor. Belirli saatlerde ve belirli hatırlatıcılar ile tetiklenecek mekanizmalar vardır, çözülmeleri biraz zaman alsa da kalıcı değiller kesinlikle. Hayatınıza devam edin. Eğer vermiş olduğunuz sözler varsa, şöyle bir onaylama uygun olacaktır:

"Bilerek veya bilmeyerek yaptığım ve ruhsal gelişimimi engelleyen, ruhumun kendi denetimim dışında yönlendirilmesine sebep verebilen her türlü sözleşmeyi iptal ediyorum."

Ya da "evrenden özgür irademi korumak için yardım ve destek talep ediyorum"

Ayrıca, bu size gerçekten yapılmışsa, yapanı da affetmeniz daha uygun olacaktır. Çok büyük ihtimalle, o da bu tür doğrularla yetiştirilmiştir ve mutlak surette, onun da arkasında, onun kendi enerjisi ile beslenen başkaları vardır. Bu şekilde çalışanların da kurban edildiklerini gördüm geçmişte, verdikleri zarar bir yana, insan kızsın mı acısın mı bilemiyor....

Yine de "kurban olduğum kızım /oğlum/ Tanrı'm/  veya "canım feda olsun"  ve benzeri ifadeleri de çok daha dikkatli kullanmak ve hatta bazılarını da sözlüğümüzden silmek gerekebilir.






Her spiritüel yolcunun yolun herhangi bir yerinde mutlaka, ama mutlaka karşılaşacağı bir konu, bilinç kontrolü ve ruh manipulasyonu. Kaçınılmaz bir deneyim yani. Yola çıkmadan önce teçhizat toplamak gibi, olmadan önce ruhu hazırlamak en uygunu ama, olmuşsa da olmuştur, fazla paniklemeden toparlamak en iyisi...


Herkesin yolu açık olsun !




Spiritüel Okullar ve Bilinç manipülasyonları II

CEZBE : çift taraflı keskin kılıç budur işte.... Herşeyden önce, manipule edilerek ortaya çıkarıldığı için, bir büyü. Her büyü gibi, ağır bedelleri var ve bunların en hafifi, hocanın (ya da cezbenin hedefi olarak kendisini hedef gösterenin) kendi yolunu kendisinin kilitlemesi olacaktır. Gizli ya da açıktan güçlü bir narsizm, kendi gelişimini engeller herşeyden önce, o yüce sevgi (?)  kendisini mükemmel hissettirir ve sonuç, kendisini sorgulamayan, yenilemeyen ve sevgi-hayranlık oburu bir ego olur genelde.

Çokluk, mesele sadece sevgiyle de kalmıyor maalesef. Cinsellik karıştırılıyor, para pul karıştırılıyor, insanlar her türlü istek için piyon misali kullanılabiliyor. İnanması zor, ama en ciddi büyük güç oyunlarının döndüğü bir alandır ruhsal veya dini öğretiler.

Rasyonalize edilmiş düşünce ve duygular
Deneyimi olmayan insanlar genellikle "böyle hissettim, şöyle düşündüm, şunu şöyle söyledim"  şeklinde ifade ederler ama aslında bir kimya formülü gibi bakılacak olursa:

Düşünce (belli bir mantıksal çizgi izleyen bir fikir)  + istek  + karar  ......    Ve düşünceye paralel bir doğruluk hissi, isteğe paralel bir huzur, ferahlık hissi,  ve karar kısmında bir zaman çizgisi ile.... Hop, düşünce implantı yerleştirilmiştir bile.....

Arka plandaki o doğruluk ve huzur hissi ise, düşünceye hep eşlik eder (buradakiler elbette ki sadece birer örnek, düşünce implantının cinsine göre başka şeyler de yerleştirilebilir)

Manipulatif düşünce,
1. Kendini özel / seçilmiş hissetme,
2. Huzur, sükunet, seçkin bir doğru yolda olma hissi,
3. Tanrı sevgisi
4. Kararlılık vb. alt hislerle beslendiğinde, beyne yerleştirilen düşünce çok daha rahat kabul edilir ve sorgulanmaz.

Yine aynı şekilde,
1. Az şiddetli / çok şiddetli korku ve hatta panik,
2. Lanetlenme, çok büyük, hayati önem taşıyan, hatta kişinin doğrudan varlığını etkileyen bir hata yapma hissi,
3. Tanrı tarafından reddedilme,
4. Hocanın o çoook kıymetli sevgisinden veya bilgisinden vs mahrum bırakılma

Gibi negatif düşünceler de, öğrenci başka alanlara kayarsa veya istenilen hedeften uzaklaşırsa, hoca kaynaklı yapılabilir.

Her nedense, astral düzlemin saf, çok saf ve kutsal olduğu düşündürülür insanlara. Hayır efendim, öyle değil, hiç de öyle değil işte..  İnsanoğlu, o çokluk küçümsenen, aşağılanan insancıklar olmasaydı, astral hizmetliler ayazda kalacaklardı bal gibi, her nedense bunu itiraf etmek ya da kabul etmek çoğunun işine gelmiyor. İnsancıklar yeme-içme yoluyla madde enerjisini saf ruhsal enerjiye çeviremeselerdi, o yüce varlıklar küt diye düşeceklerdi başka boyutlara, astral düzlemde  kahramanlık, bilgelik ve yücelik enerjileriyle donatılmış kimi varlıkların ve ünlülerin, insanlardan elde edilmiş  enerjileri etraflarına dolayarak hareket ettiklerine şahit olmuşluğum bile var. Maalesef. Hepsi öyle demiyorum ama, yapanı da kınamıyorlar pek.



Sahip olduğumuz tek sermayemiz ruhumuz ve bunu lütfen ama lütfen çar çur etmeyelim. Ne kadar ulu hedefler belirlersek belirleyelim, feda etmeyelim onu. Şu resim açıklayıcı olacaktır sizlere, az kara mizahla karışık, kendinizi pil etmeyin diyorum kısaca.

Spiritüel Okullar ve Bilinç Manipülasyonları

Belki biraz zamansız, belki biraz geç, bu yazıyı hazırlamak bugün vacip oldu. Bakalım bilginin ne kadarı sığabilecek satırlara ve ben, bildiğimi ne kadar aktarabileceğim...
Söylemeye gerek yok, çeşit çeşit ekoller, okullar, yükselen ya da alçalan tarikatlar, yeni çağ ve eski çağ öğretileri vs yüzlerce sistem ve öğreti var. Bunlar arasında bilince müdahale etmeyen, sadece bilgilendirerek yetiştirenler ise parmakla gösterilecek kadar az.
                               
Bu çok geniş kapsamlı konuyu maddelere bölerek yazmak daha makul görünüyor.

1. İnsanlar bir alt tür olarak yaşadıkları bu gezegende, maalesef inandığımız türde bir özgür iradeye sahip değiller, bu köklü problem binlerce yıl öncesine dayanıyor (ilgilenenlere eski yazılarımı şöyle bir karıştırmalarını öneririm). İnsan beynindeki düşüncelerin sadece beşte biri kendi beyin sistemine ait, o da, önceki deneyimlerinin bir sonucu olarak.

2. Yine de, kendi sentezleri ile kendini geliştiren insan ırkına bu anlamda müdahale etmekten kaçınılıyor. Ruhsal tekamülünü gerçek anlamda tamamlamış hiç bir varlık müdahale etmez, edemez,  edenler çok ağır sınırlandırmalara maruz kalırlar ve kendi gidecekleri istikameti kendileri aşağı çekerler.

3. Kendinde yeterince ruhsal enerji oluşturamamış ve kendi doğrularını sentezleyemeyen insanlar, toplu eğitim olarak adlandırılabilen biat bilincinin hedefi olabilirler, ki bu, onlar için gerçekten de doğru olabilir.

4. Spiritüel öğretilerin hocaları da, öğreenci ile doğrudan temas şansları olduğunda bunu yapabilirler. Tanrısal sevgi / ilahi aşk / cezbe konusudur bu. Hoca, kendini Rabbin, hatta bir anlamda Tanrı'nın aynası olarak (birincisi ruhsal rehber, ikincisi bildiğimiz anlamda Tanrı) gördüğünden, ona göre, öğrenci kendisini ve öğretisini ne denli çok severse o kadar iyidir. Astral bedenli bir hocayı sevmek, en mükemmel insana, eşe, çocuğa vs karşı beslenecek sevgiden çok daha kıymetli ve önemlidir, çünkü bu sevgi yücedir, dünyevi değildir, saftır, sonsuzdur, vs vs vs... Veee, bilinç manipülasyonları ile öğrencisine cezbe uygulamaya başlar.